“ÖLÜMÜ DE DÜŞÜNMEK, KONUŞMAK GEREK – 1”

Kiliselerde mecbur kalmadıkça, ya da İsa’nın ölümü yenmesi konusu dışında, pek ölümle ilgili vaaz duymazsınız. Soğuk bir konu, ne denli “sonsuz yaşama kavuştuk” diyebilsek de üzen ve ürküten bir konu. Ama sonuçta her insan bu dünyaya doğar ve her insan bu dünyadan göçer.

Bu zamanlarda ölümle yüz yüze çok geldiğimiz bir dönemdeyiz: İster aylarca süren ve sürecek gibi gözüken Covid-19 ile, ister saniyeler içinde binaları yerle bir eden İzmir depremi ile. Toplumda şaşkınlık, hüzün, acı, endişe ve korku var. Ve tabii ki sevdiklerinin kaybı ile yürekleri parçalananlar var. 

Hayatımda ilk kez değil ama son haftalarda ölümün keskinliği karşısında söyleyecek söz bulamadığım kayıplarla yüzleştim. Bir tarafta tanımadığım kişilerin İzmir depreminde çocuklarını, tüm ailelerini kaybetmesi, bir diğer taraftan da tanıdığım kişilerin farklı acıları. Eşini yıllar önce kaybedip yalnız başına yetiştirdiği tek çocuğunu, 18’ine daha yeni basmış biricik oğlunu trafik kazasında kaybeden, yapayalnız kalan bir anne. Ve yıllar önce bir çocuklarını genç yaşta kaybettiklerini ancak tanıklıklarını okuyunca keşfettiğim, her gün bu acıyla yaşayan bir aile. Bunlar yazılarda geçen hikayeler değil, rakamlar değil, gerçek hayatlar Ateş düştüğü yeri yakıyor, darmadağın ediyor.

Yalnız kalan anne İnanlı değil, aile ise İnanlı. Farkeder mi? Hayır – ikisi de evlat kaybı, yüreği yakan korkunç bir ateş. 

Fark eder mi? Evet – verilen bir vaade tutunmanın getirdiği ümit ve teselli farkı.

Şu vaatleri bilmek ve bunlara tutunmanın farkını düşünün:  “Ateşin içinde yürürken yanmayacaksın, alevler seni yakmayacak.” Yeşaya 43:2

“Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile, kötülükten korkmam. Çünkü sen benimlesin.” Mezmur 23:4

“İsa ona, “Diriliş ve yaşam Benim” dedi. “Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek. Buna iman ediyor musun?” Yuhanna 11:25-26

Ölüm son değil. Bunu biliyor musunuz? Buna inanıyor musunuz?

Ölüm son olsaydı İsa’nın gelmesine gerek yoktu, Kutsal Kitap’a gerek yoktu. İman ve ümit saçmalık olurdu. 1. Korintliler 15:13-19’da şu sözler çok açık:

“Ölüler dirilmezse, Mesih de dirilmemiştir. Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur. Bu durumda Tanrıyla ilgili tanıklığımız da yalan demektir. Çünkü Tanrının, Mesih’i dirilttiğine tanıklık ettik. Ama ölüler gerçekten dirilmezse, Tanrı Mesih’i de diriltmemiştir. Ölüler dirilmezse, Mesih de dirilmemiştir. Mesih dirilmemişse imanınız yararsızdır, siz de hâlâ günahlarınızın içindesiniz. Buna göre Mesih’e ait olarak ölmüş olanlar da mahvolmuşlardır. Eğer yalnız bu yaşam için Mesih’e umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.

O zaman neden bu denli korkuyoruz?